Efsaneler

Âşık Mahzuni Şerif ve Fatma

Âşık Mahzuni Şerif

Âşık Mahzuni Şerif, Türk halk müziğinin efsane isimlerinden biridir. Onun yaşamı ve eserleri, Türk halkının duygularını, düşüncelerini ve hayatını derinlemesine etkilemiştir. Gel, bu büyük ismin hikayesine birlikte göz atalım.

Çocukluk Yılları: Yoksulluk ve Mücadele

Âşık Mahzuni Şerif’in hayatı, yoksulluk ve mücadele dolu bir çocuklukla başlar. Doğduğu gün, kader ona zorlu bir yolculuk sunar. Zira o, sadece ezilenlerin, unutulanların sesi olmakla kalmaz, aynı zamanda kendi hayatını da bu topraklarda bir hikaye gibi yaşar. Genç Mahzuni, zorlukların, yoksulluğun ve adaletsizliğin acımasız gerçekleriyle çocuk yaşta tanışır. Bu zorluğa karşı koymak için ise kalbindeki müzik alevini keşfeder.

image 217
Âşık Mahzuni Şerif ve Fatma 12

Şiirin ve Müziğin Büyüsü: Âşık Mahzuni’nin Yolculuğu

Mahzuni, hayatında bir dönüm noktası olarak kabul edilen o günlerde, müziğin ve şiirin büyüsüne kapılır. Bu güçlü ve dokunaklı ifadeler, onun ruhunda derin izler bırakır. Her bir dize, her bir ezgi, toplumun sesi haline gelir. İşte böylece, Âşık Mahzuni Şerif, sadece bir müzisyen değil, aynı zamanda bir halk ozanı olarak da tanınır.

Sözün Gücü: Sosyal Adalet ve Halkın Sesi

Mahzuni’nin eserlerindeki en güçlü tema, sosyal adalet ve halkın sesidir. Sözleri, adeta toprağın sesi gibi yankılanır, ezilenlerin çığlıklarını duyurur. Onun müziği, sadece kulaklara değil, kalplere de dokunur. Şarkıları, halkın içinden doğar ve halka geri döner. İşte bu yüzden, onun eserleri zamanın ötesine geçer, nesiller boyu yaşar.

thumbs b c 754db561def21904534e3aa743fcbd3e
Âşık Mahzuni Şerif ve Fatma 13

Unutulmaz Eserler: Türk Halk Müziğinin İncileri

Âşık Mahzuni Şerif’in kaleminden çıkan eserler, Türk halk müziğinin incileri arasında yer alır. “Gül Tükendi Ben Tükendim”, “Dostun Gül Cemali”, “Yuh Yuh”, “Adaletin Bu mu Dünya”, “Dom Dom Kurşunu” gibi şarkılar, sadece melodileriyle değil, içerdikleri derin anlamlarla da dinleyicilerin kalbinde taht kurar.

Âşık Mahzuni Şerif ve Fatma

hqdefault(2)
Âşık Mahzuni Şerif ve Fatma 14

Konser verip, aynı gece ayrılmak üzere gittiği Gaziantep’te bir eve konuk oldu Âşık Mahzuni Şerif..

Bu evde güzel mi güzel bir kız gördü.

Vuruldu, deli divane oldu. Konserden sonra onu şehir dışına götürmek için bekleyen arabaya binmedi.

Onun yerine Fatma’nın babasının arabasına bindi.

Onlara misafir gitti.

Baş üstünde ağırladılar Mahzuni’yi..

En güzel döşeğe, yün yorgana, işlemeli yastığa buyur ettiler..

Ertesi sabah “hastalandım” diyerek misafir olduğu evden gitmek bilmedi.

Bir hafta, on gün gitmedi. Fatma, diye atmaya başlamıştı kalbi..

Fatma ise etrafında dönüp durdu. “Mahzuni abi” dedi, başka da bir şey demedi.

Kasete okudu Mahzuni dertli dertli. Fatma’ya uzattı, “Herkes uyuduktan sonra dinle” dedi.

Antep’ten ayrılma vakti geldiğinde ağlamaya başladı Mahzuni.

Onu gören Fatma da ağlamaya başladı. Ağlamak yetmedi, ayrılık geldi.

Mektuplar yazdı Mahzuni. Yeni kasetler çıkardı, yeni türküler yaktı aşkına..

Aradan zaman geçti, Fatma Maraş Öğretmen Okulu’nu kazandı.

5209156b9aa1623a6437b8084b6f041b
Âşık Mahzuni Şerif ve Fatma 15

Bunu duyan Mahzuni, soluğu Maraş’ta aldı. Orada birçok konser verdi ve Fatma’nın karşısına bir daha çıktı.

Deli divane Maraş’ı türkülerle gezdi. Maraş, Mahzuni’nin Fatma aşkıyla çalkalandı.

Fatma sokağa çıkınca, “İşte Mahzuni’yi aşkıyla delirten kız” diye gösterdi insanlar birbirine..

“Güzel kızmış” dedi görenler, “haklı Mahzuni..” Kimisi de yakıştıramadı bu durumu Mahzuni’ye, “Koca ozan, hiç yakışır mı böyle deli divane olmak..” dedi.

Daha fazla duramadı Mahzuni, dikildi Fatma’nın karşısına.

“Daha genç dedim, bekle dedim, okusun dedim, anlar dedim, ama yeter artık Fatma.

Seni seviyorum.

Hem de bütün kalbimle, canımla, cananımla seviyorum.”

“Ben de seni seviyorum abi” dedi Fatma…

Aşk büyüdü, aşk büyüyünce laf büyüdü, laf büyüyünce göz büyüdü.. Göz büyüyünce nazara geldi Mahzuni.

Annesi kızdı Fatma’ya. Fatma küstü Mahzuni’ye.. Mahzuni gitti, aşkını anlatan bir plağı geldi Maraş’a..

Dinledi, ağladı Fatma. Yağmur yağdı Maraş’a, yağmurla ağladı Fatma. Güneş doğdu ağladı, gün battı ağladı. Pencereden küçük bir ses geldi Fatma ağlarken.

Perdeyi araladı, Mahzuni aşağıdaydı.

Paltosunun düğmelerini koparmış, tek tek cama fırlatmıştı.

“Sensiz duramam Fatma” dedi, “ölüyorum, boğuluyorum Fatma” dedi, “artık bana varmalısın” dedi.

“Olmaz” dedi Fatma, “annem babam ne der” dedi, “hem okulum var daha” dedi.

Boynunu büktü Mahzuni, yağmur altında karıştı karanlığa.

Saat gece yarısına yakın olduğunda kapı çalındı. Kapıda Muhlis Akarsu, eşi ve Mahzuni vardı.

“Ne oldu” diye sordu Fatma.

“Baban hasta, seni istiyor, seni almaya geldik” dedi Mahzuni.

Muhlis Akarsu ve eşi de olduğu için Fatma,”Olur, gidelim babama..” dedi.

Yolda, kaçırıldığını anladı Fatma.

Sinirlendi, arabayı yumrukladı.

“Olmaz, ailem olmadan olmaz” dedi.

Antep yerine Ankara’ya geldiler.

Mahzuni kavuştu Fatma’sına..

Çok geçmedi, Fatma’nın ağabeyleri, akrabaları, “vuracağız” diye and içerek düştüler Mahzuni’nin peşine. Onları gören Fatma, “Ben gönüllü kaçtım, ben de seviyorum” dedi, kıyamadı Mahzuni’ye.

Bir şartla kabul ettiler. Fatma geri gidecek, okuluna devam edecek..

Yine ayrıldı Fatma ile Mahzuni.

Üç yıl ayrı kaldılar.

Fatma okulunu bitirdi.

Bu arada Fatma’ya sık sık görücüler geldi. Mahzuni’nin derdi dünya kadar oldu, taşıyamadı. Geldi, diz kırdı, oturdu Fatma’nın babasının dizlerini öptü.

“O beni seviyor, ben onu seviyorum, bizi ayırmayın” dedi..

Razı geldi Fatma’nın babası.

Evlendiler..

rxK
Âşık Mahzuni Şerif ve Fatma 16

Daha on beş günlük evliyken, Mahzuni’nin önceki iki evliliğinden olan çocukları geldi. Onlara annelik yaptı Fatma.

Bir süre sonra abinin hanımı vefat etti, onun üç çocuğunu da yanına aldı. Kendi çocukları doğmadan, altı çocuğa bakmaya başladı Fatma..

Evliliklerinin altıncı ayında cezaevine girdi Mahzuni. Ondan sonra da bitmek bilmeyen davalar, işkenceler, hapislikler..

Çok sevdi Fatma, Mahzuni’yi.

Dört çocukları oldu.

Kendi çocukları dahil on çocuk büyüttü Fatma. Yetmedi, peşinden koştu Mahzuni’nin.

Onu hayranlarının boğucu ilgisinden, insanı tüketen içki sofralarından, peşindeki ajanlardan korudu.

Ana oldu, baba oldu, ev oldu, ocak oldu..

Sürekli üretti Mahzuni, sırtını Fatma’ya verip, durmadan üretti.

“Dom Dom Kurşunu”, “İşte Gidiyorum Çeşmi Siyahım”, “Boşu Boşuna”, “Mevlam Gül Diyerek”, “Bu Mezarda Bir Garip Var”, “Han Sarhoş Hancı Sarhoş” gibi nice klasik esere imza attı.

Mahzuni, Fatma’dan önce göçtü bu dünyadan.

Arkasında milyonlarca hayran, ölümsüz eserler ve büyük aşkını bıraktı.

Fatma şimdi onun aşkını yaşatmak için çabalıyor, aşkıyla yanıyor, sevdasını büyütüyor..

“Doğaya âşık,💘 insana âşık

Fatma’ya âşık..”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklamların gösterimine izin veriniz. Bu siteyi ayakta tutabilmek için gereklidir. Please allow ads to be displayed. This is necessary to keep the site up and running.